Cumartesi gününden beri öyle bir sıkıntı var ki başımda aklıma geldikçe sinirleniyorum. Kendini bilmez densizin biri blogumda yer alan bir sürü yazıyı fotoğraf ve tarifleriyle birlikte kopyalayıp kendi sitesinde yayınlamaya başlamış. Altına da ufacık bir link vermiş. Kaldırmasını rica ettiğimde de yazılarınızın daha fazla kişiye ulaşmasını sağlıyorum daha ne istiyorsunuz tarzında bir cevapla karşılaştım. Ölür müsün, öldürür müsün? Benim yazılarım zaten yeterince fazla kişiye ulaşıyor. Senden gelecek ziyaretçiye ihtiyacım yok benim.
Öyle bir link vermekle telif hakkı olayını çözdüğünü zannediyor bir de aklı sıra. Korsan kitap basanlar da yazarların ismini kocaman basıyor kitabın üzerine. Yazarlar da çıkıp teşekkür etsin o zaman korsancılara kitaplarını daha fazla kişiye ulaştırdıkları için.
Reklamını yapmamak için buradan adını veremiyorum sitenin. Daha yeni kurulmuş. Tüm yazıları çalıntı. Hepsinin altında bir link var. Ben de yazılarını çaldığı diğer blog ve sitelerle iletişime geçmeye çalıştım elimden geldiğince. Kimi uyardığım işim teşekkür ederken kimi de ne güzel işte oradan da ziyaretçi gelir şeklinde yanıt verdi. Canımı en çok sıkan da bu oldu aslında. Oradan gelecek ziyaretçi sayısı 3′ü 5′i geçmez. Bu insanlar bu kadarcık ziyaretçi çekme adına yazılarını yayınlamak için izin alma nezaketini bile göstermeyen birinin o kadar emek harcayıp hazırladıkları o yazılar üzerinden reklam parası kazanmasına göz yumuyorlar.
Buna razı olan bu kadar blog ve site varken bu adam beni nereden buldu da bana bulaştı diye isyanlardayım kısacası birkaç gündür. Bir site hazılamak bu kadar ucuz ve zahmetsizse eğer ben niye kendimi yoruyorum bu kadar diye düşünmeden de geçemiyorum.
Sizin canınızı da daha fazla sıkmadan yemeğimden bahsedeyim biraz. Hani İtalyanların meşhuur raviolisi var ya ona benziyor ama bu ona on basar:)
Tarifimiz yine bir Kırklareli yemeği ve Ali çakır’ın Kırklareli Mutfağı isimli kitabından alındı. Adının mantı olması ürkütmesin sizi. Hamuru, açması, kapatması, pişirmesi, sosu, cevizi hepsi 1 saat 15 dakikada bitti. Hadi eliniz biraz ağır olsun 1,5 saat sürsün. Ağır misafirlerinize bile yapmaktan çekinmeyeceğiniz bir yemek. Bir kere deneyin, müdavimi olmazsanız gelin bana söyleyin:)
Afiyetle kalın…
Malzemeler:
- 3 su bardağı un,
- 1 yumurta,
- 3/4 su bardağı ılık su,
- 1 çay kaşığı tuz,
- 1 su bardağı ekşimik (lor),
- Haşlamak için su,
- 1 tatlı kaşığı tuz,
- 1 yemek kaşığı tereyağ,
- 2 yemek kaşığı çekilmiş ceviz.
Hazırlanışı:
- Unu derin bir kaba alıp ortasını açın,
- Tuzu ve yumurtayı ekleyip karıştırmaya başlayın,
- Suyu yavaş yavaş ekleyerek sert bir hamur elde edene kadar yoğurun,
- Hamur toparlandıktan sonra üzerine nemli bir bez örterek 10 dk dinlendirin,
- Hamuru üç parçaya bölün,
- Bir parçayı unladığınız tezgaha alıp bıçak sırtı kalınlığında açın,
- Yufkayı 2-3 cm’lik kareler halinde kesin,
- Her bir karenin ortasına bir parça ekşimik koyup üçgen olacak şekilde kapatın,
- Tüm kareler bittikten sonra diğer 2 parça hamuru da aynı şekilde hazırlayın,
- Bir tencerede 1 tatlı kaşığı tuz eklediğiniz suyu kaynatın,
- İçine kulakları atıp suyun üstüne çıkana kadar pişirin,
- Suyunu süzdürerek servis tabağına alın,
- Tereyağını eritip üzerine gezdirin,
- Çekilmiş cevizi de serperek servis yapın.
Afiyet olsun…












