Herkese doğumgünüm olmayan güzel bir günden merhaba. Sıradan günleri özel günlerden daha çok seviyorum sanırım ben. Kendini hayatın akışına bırakman yetiyor. Hiçbir şeyle mücadele etmen gerekmiyor. Zaman kendi halinde sana dokunmadan yavaş yavaş akıyor. Böyle günleri sıkıcı olarak değerlendirip pas geçmeyin. Keyfini çıkarın.
Efendim dün düdüklü tenceremin contası yine gelmedi tahmin edeceğiniz üzere. Esse’nin satış sonrası hizmeti benim iyimserlik sınırlarımı bile zorlayacak kadar yavaş anladığımız üzere. Bunu yapmak istemezdim aslında. Blogumun markaların kötülendiği bir mecra olması hoşuma gitmez elbette. Ama bana yapacak başka birşey bırakmadılar. Ben yandım, siz yanmayın istiyorum sadece. Öncelikle evet Esse benim çok beğendiğim bir markadır. Dünya tatlısı ürünleri var. Ufak bir mağazasında bile zamanın nasıl geçtiğini anlamadan 1 saatimi geçirebilirim.
Ancak birçok ürünü Çin’de üretiliyor. Bu her zaman kaliteleri konusunda içimde bir kuşku yaratmıştır. Alışveriş yapmamı engelleyecek kadar büyük değilmiş ama sanırım:) İnsan aşık olduğu kişinin kötü yanlarını görmek istemez ya. Ben de öyle yapmışım sanırım.
Ayrıca müşteri hizmetleri konusunda bugüne kadar gördüğüm en kötü marka. İnternet sitelerine girip bakarsanız müsteri hizmetleri numarasının yazmadığını görürsünüz. Bana mağazalarındaki bir çalışan vermişti numarayı. O vermemiş olsaydı ben müşteri hizmetleri hatlarının olmadığını düşünecektim.
Amma velakin bu müşteri hizmetleri numarası çalışmıyor. Şöyle ki numarayı tuşluyorsunuz “Esse’ye hoşgeldiniz…Yapacağınız görüşme kayıt altına alınacaktır… Bağlanıyor…” gibi klasik cümlelerden sonra telefon çalıyooor, çalıyooorrr ama cevap veren yok. Evde olmadıkları bir zamanda aradım heralde:) İnanın üst üste en az 20 kere aramışımdır ama cevap alamadım.
En sonunda web sitelerindeki iletişim formundan derdimi anlatan bir mesaj yolladım. 2 gün sonra benimle 1-2 gün içinde iletişime geçeceklerini söyleyen bir mail aldım. 1 hafta sonra iletişime geçtiler ve bana conta yollayacaklarını ve ertesi gün elimde olacağını söylediler. İşte o ertesi gün dündü ve sonuç ortada:)
Unutmadan yazmak istediğim birşey daha var. Dün Zamane Kahvesi’ne gittik. Tatlı menüsünde çok hoş bir sürprizle karşılaştım. Yaptıkları blogger yarışmasının kazananlarından biri ortaokul-lise’den bir arkadaşım olmuş Selin’in Sufflesi ile. Çok hoş bir sürpriz oldu benim için. Zamane Kahvesi’ne yolunuz düşerse tadına bakın derim. Bu tarifler üzerinden kazanılacak para kazanan bloggerların seçtiği bir yardım derneğine aktarılacakmış. Hem damağınızı şenlendirin hem de ihtiyacı olan birilerine yardım etmiş olun.
Hazır bloggerlardan konu açılmışken bir derdimi daha dile getirmek istiyorum ben. Ramazanın gelmesiyle birlikte tüm bloglarda ve yemek sitelerinde hummalı bir iftar menüsü verme yarışı başladı. Çorbası ayrı, ara sıcağı ayrı, ana yemeği kallavi, pilavı, makarnası, kompostosu, tatlısı… Hayret ve şaşkınlıkla izliyorum hepsini inanın ki. Bu sıcakta bu kadar yemeği gerçekten yiyorlar mı acaba çok merak içindeyim.
Biz daha önce dert yandığım her ramazan tv’de beliren diyetisyenler var ya. Onların sözünden hiç çıkmıyoruz inanın:) Önce bir bardak su, ardından 1 hurma, sonra 1 kase çorba, 15 dk ara ve hafif bir yemek. Ama dün akşam itibariyle o yemeği de menüden çıkarmaya karar verdik. Zira gerçekten zorla yiyoruz. Onun yerine 2 kase çorba veya 1. kasenin yanına 1 dilim ekmek yeterli olacaktır sanırım. Ya da doymayacağımızı hissedersek bir mercimek köftesi çakarım çorbanın üstüne. Ohh bizden güzel olmaz:)
Lezzetle kalın…
Malzemeler :
- 1,5 su bardağı mercimek,
- 1 su bardağı bulgur,
- 4 su bardağı su,
- Büyük bir avuç dereotu,
- 2 yemek kaşığı zeytinyağ,
- 1 yemek kaşığı şalça,
- 1 tatlı kaşığı toz biber,
- 1 çay kaşığı karabiber,
- 2 çay kaşığı tuz.
Hazırlanışı :
- Mercimekleri iyice yıkayıp 4 su bardağı suyla şişip çok az suyu kalana kadar haşlayın,
- Altını kapatın, bulguru ve tuzunu koyup karıştırın ve kapağını kapatıp 15 dakika dinlendirin,
- Zeytinyağını kızdırıp salçayı ekleyin ve kavurun,
- Toz biberi koyup altını kapatın,
- Salçalı karışımı bulgurlu karışımın içine katıp karıştırın,
- İnce ince kıydığınız dereotu ve karabiberi de ekleyip iyice karıştırın,
- Elle tutulabilecek kadar soğuyunca elle şekil verip marul dizdiğiniz tepsiye yerleştirin.
Afiyet olsun…











malzemeleri kolay bulunabilir görünüşüde harkulade beğendimm:==