Biliyorsunuz millet olarak hamur işlerine çok düşkünüz. Sabah kahvaltılarında olsun, brunchlarda olsun, beş çaylarında olsun bir börek, poğaça olsun isteriz.
Kısacası çayı tek başına içmeyi sevmiyoruz sanırım. Yanına illa ki bir yolluk lazım. İşte bu tür çay aktiviteleri için her kadının birer acil durum tarifi vardır. Ya da her zaman hazırda bekletir. Ani bir misafir geldiğinde veya hadi bir çay demleyelim de içelim dendiğinde çıkarıverir hemen hazinesini:)
Ne gariptir ki yıllar geçse de değişmez bu gizli hazineler. Hanife Teyze’nin kısırı, Nurdan Abla’nın böreği, Keriman’ın poğaçası, Necmiye’nin mozaik keki… Bu liste uzar da uzar. Bu tarifler o kadar özdeşleşmiştir ki bu kişilerle bence gözlerini bağlasanız yine aynı lezzette yapabilirler aynılarını.
Bu yiyecekleri gerçekten çok iyi yaptıklarından mı, çok sık yapmalarının getirdiği el yatkınlığından mıdır bilinmez ama tarifle özdeşleşmeyi hakettikleri açıktır. Benim babaannem mesela eskiden harika, harika da ne kelime hatta mükemmel poğaçalar yapardı. Onun poğaçasını yedikten sonra dönüp başka hiçbir poğaçaya bakamazdınız. Artık yaşlandığı için yapamıyor, yapsa da aynı lezzeti veremiyor ama ben o poğaçaları hiçbir zaman unutamayacağım.
Aklımda yer etmiş çok ilginç bir örnek daha vereyim size hatta. İlkokuldayken sene başında veli toplantısı yapılır öğrenciler beslenme saatinde beslenme mi (pzrts-peynir, salı-zeytin, çrşmb-yumurta, prşmb-meyve, cuma-serbest) getirilsin yoksa mama mı (her gün bir öğrencinin velisinin tüm sınıf için yapıp getireceği pasta, börek, kek, vs) getirilsin diye oylamayla karar verilirdi. Eğer mama seçilmişse hangi öğrencinin annesinin ne getireceğini bilirdin. Benim babaannem poğaça ve kek yapar getirirdi. Yaşar diye bir arkadaşımız vardı. Onun annesi muzlu rulo pasta getirirdi. Yanında ne getirdiğini kesinlikle hatırlamıyorum. Ama o pasta hafızamda yer etmiş.
Ben de bugün size bir fırsat sunuyorum. Daha önce kimseyle özdeşleşmemiş bir tarifim var. Elinizi çabuk tutarsanız belki de sizin tarifiniz olabilir:)
Cici mi cici, lezzetli mi lezzetlir tarifimiz var bugün. Pofuduk bir pandispanyanın içine sürülmüş labne peyniri ile sarılmış rulolar işin özünde. Tarif tamamen bana aittir. Ancak pancar yerine çeşitli sebzeler kullanılarak, hatta hiçbirşey kullanılmayarak çeşitlendirilebilir.
Ben bunları ramazandan önceki son kahvaltımız için hazırlamıştım. Ramazan geldi diye sabah kahvaltılarını unutmayalım istedim. Hazır haftasonu da gelmişken bu tarifi vermeyi uygun buldum. Nihayetinde sahur için de çok uygun bir seçenek olur sanırım.
Lezzetle kalın…
Malzemeler:
- 1/2 adet pancar,
- 3 yumurta,
- 1/2 su bardağı un,
- 1/2 çay bardağı yağ,
- 1 paket (200 gr) labne peyniri,
- Tuz.
Hazırlanışı:
- Pancarı soyup yumuşayana kadar haşlayın,
- Rendenin küçük tarafıyla rendeleyin ya da rondodan geçirin,
- Yumurta sarıları, yağ ve unu bir tutam tuz ekleyerek bir kapta çırpın,
- Ayrı bir kapta bir tutam tuz ilavesiyle yumurta aklarını çırpın,
- Yumurta sarılarını aklara ekleyip bir spatula ile iyice karıştırın,
- En son rendelediğiniz pancarları ekleyip karıştırın,
- Karışımı pişirme kağıdı serdiğiniz borcama döküp üzerini düzleyin,
- Önceden ısıttığınız 190 derecelik fırında 20-25 dk pişirin,
- Fırından çıkarır çıkarmaz pişirme kağıdıyla birlikte rulo yapıp üzerine ıslak bir havlu serin,
- 15-20 dk sonra ruloyu açıp labnein tamamını içine sürün,
- Ruloyu pişirme kağıdından ayırarak tekrar sarın,
- 3 parmak genişliğinde keserek servis tabağına alın.
Afiyet olsun…














Eline sağlık Kevser.Çok güzel görünüyor.Denemeye değer bir tarif.Sevgiler:)
Ne güzel anlatmissin,biz Türk kadinlarini.kek cirpmak,pogaca hamuru yapmak ne kolaydir bizler icin….
Ellerinize saglik,hayirli Ramazanlar diliyorum
Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Sizede hayırlı Ramazanlar…
Süpeeer:)
Teşekkür ederim Simge Hanım:)