1984doğumlu bir aslan burcuyum. Aslen Kırklarelili olmakla birlikte 9 yıldır yaşadığım Ankara’ya ait hissederim kendimi. Tam bir İstanbul düşmanıyım. Ege’yi Akdeniz’den daha çok severim. Yolculukları sevmem. Belki de yer değiştirmeyi sevmem ondan emin değilim. Küçük şeylere üzülür, küçük şeylere sevinirim. Fazla pişen bir sufle veya kabarmayan bir kek için 3 gün yas tutabilirim ama çok üzücü olayları çabuk atlatırım. Sinemada sadece Türk filmlerini izlerim, yabancı filmleri evde izlemeyi tercih ederim. Yemek yemeyi çok severim ama yapmayı daha da çok severim. Her ne kadar bundan hoşlanmasam da anneme çok benzerim. Kendime zarar verebilecek kadar inatçıyım. Üniversiteyi sevdiğim bir bölümde okuduktan sonra, ilerleyen yıllarda aslında sevmediğimi fark ettiğim bir işte çalışmaya başladım. 2008 yılında eski erkek arkadaşım-yeni eşimin ısrarları sonucu yayına başlamış olan internet sitemi bir “yemek tarifleri sitesinden” ziyade bir blog olarak kullanmaya başlamam da bu uyanışa denk gelir sanırım. Her gün dolaştığım onlarca farklı yemek sitesinde gözüme takılan tarifleri denemeye karar vermek How I Met Your Mother dizisindeki Barney karakterinin “challenge accepted” repliğini mırıldanmama neden olur. Durup dururken aklıma gelen ve her bir ayrıntısı bana ait “ben yaptım oldu yemeklerimin” tariflerini pek sevgili eşimin hediyesi en sevdiğim renk olan mor defterime not eder ve en kısa zamanda denerim. İnandığım bir şey uğruna çalışmaktan bıkmam. İnanmadığım şeyler için serçe parmağımı kıpırdatmayı bile zül sayarım. Yemeklerin tarihçelerini çok merak ederim. Bir sihirli değneğim olsa hepsinin ilk piştiği ana gidip ne koşullar altında ortaya çıktıklarını görmek isterim. Kendimi bir bloggerdan ziyade beynim/mutfağımın sanal dünyaya aktarılmasına yarayan bir kablo olarak görürüm. Başlarda kendimi karanlık bir kuyuya Midas’ın kulakları, eşek kukaları diye bağırıyormuş gibi hissederken ilerleyen zamanlarda hiç tanımadığım insanlardan aldığım güzel yorumlarla kendime böyle bir kaftan çizdim ve içine sokuluverdim. Kendime biçtiğim rolü öyle güzel oynadım ki bugüne kadar kimse çıkıpta sen kimsin, nedir derdin demedi bana. Bakmayın böyle uzun uzun anlattığıma, yazıyorsam kederimden değil sevdiğimden…





