Domatesine Sahip Çık

domates

Sağlıklı beslenme konusunda paranoyaklık boyutunda takıntılı değilimdir ben. Faydalı gıdaların tüketilmesinin yüzde yüz destekçisiyim ve sürekli tüketmeye çalışırım. Ama zararlı gıdalardan uzak durmak için taklalar atmam. Evet 100 gramındaki kalori miktarı  600 kcl olan bir paket cipsi yemem. Onun yerine çekirdek çitlemeyi tercih ederim. Ya da tatlı ihtiyacımı gidermek için içinde zilyon tane katkı maddesi olan bisküvi ve kekleri yemek yerine kalkar kendim yaparım, yapamıyorsam da hiç yemem. Hele evime gelen misafire asla hazır gıda ikram etmem, bana edilmesinden de hoşlanmam. Onun yerine sadece 1 bardak sıcak çay ikram edilmesini yeğlerim.

Ama yok efendim streç filme gıda sarmayalım kimyasallar gıdalara geçiyor, hamurişlerini pişirmek için yağlı kağıt kullanmayalım bilmem ne oluyor, vs. gibi şeyleri pek umursamıyorum açıkçası. Çünkü bunları kullanmaya elimiz mahkum. Senin o gıdana streç filmden geçmeyen kimyasallar tencereni yıkadığın sabunun tencerede bıraktığı artıklardan illa ki geçiyor zaten hiç dert etme.

Öyle bir zamana geldik ki organik gıda bulmak mucize haline geldi adeta. Eğer köy kökenliyseniz sakın bağlantılarınızı koparmayın derim. Temin edebildiklerinizi köyden temin etmeye çalışın. Onlarda da tarım ilaçları kullanılıyor olsa da en azından hormonlu olmuyorlar.

Her sebze ve meyveyi mevsiminde almaya çalışın. Eğer çok özlem duyduklarınız varsa mevsimindeyken konservesini yapın veya dondurarak saklayın.

Benim en hassas olduğum sebze olan domatesi imkanınız varsa köylerden temin etmeye çalışın. Bu kastettiğim köylerin arasında ticari amaçla üretim yapan köyler yok bunu unutmayın. O köyler de 2 kuruş fazla kazanmak için çarka diş olmuşlar artık çünkü. Yaz mevsimi de dahil, organik domates bulmak hayal oldu artık. Her bir haltı protesto etmek için sosyal medyayı ayağa kaldıran insanların güzelim domatesimizin elimizden kayıp gidişine sessiz kalması inanılır gibi değil.

O kadar yavaş yavaş yapılıyor ki gerçek domatesi yok etme eylemi kimsenin ruhu duymuyor. Bundan 4-5 yıl öncesine kadar sadece kış mevsiminde yapay domates olurdu. Yazın  bir lokma ısırdığında ağzı yakan gerçek domatesler satılırdı. 2-3 yıl önce yazın da plastik kabuklu tatsız tuzsuz domatesler boy göstermeye başladı tezgahlarda. Derken bu yaz o bahsettiğim ağız yakan domateslerden bulamaz olduk.

Pazardan aldığım 2 kilo domatesi içim kaldırıpta yiyemediğim için çöpe attığım oldu benim bu yaz. İnsanların bu domatesleri alıp hiç umursamadan çocuklarına yedirebilmelerine hayret ediyorum inanın.

Üzümlerde de aynı durum söz konusu. Artık aldığımız üzümlerin arasından sadece birkaç çürük üzüm tanesi çıkıyor. Onlar da aralarda kalıp ilaç değmemiş olanlar sanırım. Diğerlerinin hepsi fabrikada kalıptan çıkmış gibi bir boy, büyük büyük, çekirdeksiz, kusursuz üzümler. Eskiyi bir hatırlayın hele. Çekirdeksiz İzmir üzümü denilen şey minik taneli şeker gibi olurdu. Neredeyse yarısı salkımdan kopan yerlerinden çürümeye başlamış olurdu biz yiyene kadar. Dolapta 2 gün beklese sineklenmeye başlardı. Şimdi 1 ay dursun hiçbir şey olmaz. Bu durumdan memnun olanlar da var, kolaylarına geliyor sanırım. Ama aynı kişiler yukarıda bahsettiğim gibi streç filmin sağlıksızlığından yakınır, çocuğuna plastik oyuncak almaz, vs.

Bir insan önce yediği şeyin sağlıklı olduğunu garantilemelidir. Gıda hazırlarken kullandığımız gereçlerin sağlığa zararları ikincil planda kalmalıdır bence. Sen yediğin evrim geçirmiş domatese ses etmezken içtiğin suyun damacanasından çok düşük miktarlarda suya karışan bpa’ya karşı sosyal medya savaşı başlatırsan kusura bakma ama senin sağlıklı beslenme konusundaki bilginden ve sağlıklı beslenmeyi destekleme konusundaki samimiyetinden şüphe ederim. Üzüme benzemeyen üzümlerini parçasına 100 tl verdiğin “sağlıklı plastik” kaplarda yemen de ne seni ne de çocuğunu korur.

Bence mevcut durumda sağlıklı nesiller yetiştirebilmemiz için ülkemizin atması gereken en önemli adım tarım ilacı kullanımının kontrol altına alınması ve hatta buna yüksek cezalarla  büyük ölçüde sınırlama getirilmesidir.

Afiyetle kalın…

15 yorum

  1. Kesinlikle katılıyorum size.Geçen sene bununla ilgili güzel bir girişimde bulundum.Şehirden uzak bir kasaba yakınında yeni kurulmuş bir yerleşkeden bir arsa aldım.Bahçe ve bahçeli müstakil evler var sadece.Etrafını duvarla çevirip güzel bir kamelya birde tuvalet banyosu olan küçük bir kulübe yaptık.50 ye yakın ağaç diktik.Domates biber kabak salatalık semizotu bamya patates patlıcan mısır ektik ve hiçbir ilaç kullanmadık.Çocuklarımızın hafta sonu alışveriş merkezlerinde vakit geçirmesi başka eğlenceleri olmaması bizi çok üzüyordu.bu sene kendi sebzelerimizi tükettik.onların büyüdüğünü görmek olgunlaşınca toplamak nasıl keyifli anlatamam.toprak müthiş birşey.bir mucize.emek verip karşılığını almak insanı heyecanlandırıyor.bu arada ingilizce öğretmeniyim.çalışan bir anne apartman dairesinde büyümüş bir çocuğummm?bahçecilikle ilgili hiç bir şey bilmiyorduk.eşim çocuklarımla hep birlikte öğreniyoruz.domateslerin tadınada doyamadık..dalından toplayıp yemekte müthiş bişey.herkeze tavsiye ediyorum..

    0
  2. Kevser hanım korktuğum başıma geldi,geçen hafta köydeydik.kahvaltıda domatese bayılan 1,5 yaşındaki kızım köy domatesini ağzına verince yüzünü ekşitip tükürdü,yediremedim.yolluk için marketten aldıklarımızı sevine sevine yedi.gerçekten çok üZüldüm.merak ediyorum bu gıdaları bu kadar bozanların çocukları torunları yok mu?

    0
    • Bugün domates için olacak, yarın biber için…derken bakmışsın doğalın ne olduğunu unutmuş insanlık. Belki de olması gereken bu ve biz boşa kürek çekiyoruz:/

      0
  3. Merhaba bugün 2 tip domates yedim biri marketten diğeri sütçüden.marketten aldığım domates deterjan kokuyodu.kabuğu sert kırmızı. Sütçüden aldığım domatesi yiyene kadar farketmemiştim bunu hatta domates güzelmiş demiştim. Demekki insanlarda beyaz olmadan siyahın siyah olduğunu anlayamıyorlar. Keşke büyükşehir meydanlarında şöyle bi toplu tanıtım yapılsada doğal domatesler birer birer yada dilim dilim hediye edilse insanlar normalde ne yediklerini belki daha iyi anlarlar.

    0
  4. Köyde iki domatesten sonrasını yiyemezdik çünkü dilimiz yanmaya başlardı ekşilikten,eski tatlar köylerde de kalmadı okadr çünkü tohumlara kadar uzandılar ama yine de şehirde yediklerimizden kat kat daha doğaldır eminim. Eskiden bizim köyde kızaran domatesi çöpe atarlarmış çürüdü diye,neden sonra fark etmişler olgunlaştığını 🙂 sanırım şimdiki çocuklar da tatlı domatese öyle alışacak ki,onlar da ilerde ekşi domatesi çürük diye çöpe atacaklar. Asla mevsimi dışında bişey alıp yemem. Kış günü haberlerde domatesin kilosu 7 lira diye şikayet edenlere de çok kızıyorum,zaten kışın onu yememen gerek,fiyatı mı senin derdin yani! Yazın da pazarda kadınların en gösterişli be parlak domates seçmelerine kızıyorum,sanki biblo alıyor. Mesela muz,küçük ve hafif kararmış yerli muzu 4 liraya almıyorlar,plastiğinden farklı gözükmeyen ithal muzları 6 liraya alıyorlar. Bu konuda çok dertliyim,elimden de bişey gelmiyor. İnsanları uyarına da kötü oluyorsun,amaan hangi birine dikkat edeceksin diyorlar. Allah sonumuzu hayır etsin

    0
  5. Yazınıza harfi harfine katılıyorum. Çalıştığım için pek pazara çıkma imkanım olmadığından annem alır aciliyeti olan sebzelerimi. Hemde aynı bu fotoğraftakiler gibi. Her sebze-meyvenin en eğri büğrüsünü almaya çalışıyorum ama artık bulmak zor. O kadar çok insanımız burun kıvırıyor ki şu fotoğraftaki domateslere… Normaldir artık bulamamak. Ayrıca tarım desteği var demesin kimse, mazot bu kadar pahalıyken çook zor bu ülkede tarım!

    0
    • Aynen Tuğba’cım, o tarım desteği diye verilen paralar diğer masrafları bile geçtim mazot parasını bile karşılamıyor. Ürünlerin çiftçilerden toptancılar tarafından yok pahasına alınması da cabası. Sonra neden insanlar köyünde oturmuyor, şehre göç ediyor deniyor. Ne düzgün bir alt yapı var köylerde, ne de o kadar emeğin karşılığı alınabiliyor. Gelecek beni çok korkutuyor bu yüzden.

      0
      • O kadar verimsiz topraklarda diğer milletler neler yetiştiriyor ama biz, bize bahşedilen bu güzelim topraklardan faydalanamıyoruz. Bir nevi gıda terörü bu. Henüz çocuğum yok fakat üzülüyorum şimdiki çocukların durumuna… Bireyler olarak elimizden pek bir şey gelmiyor, bir çoğumuzda halinden Gdo’dan hormondan ve benzerlerinden memnun. Hayır olsun ülkemiz için.

        0
  6. Tüm yazdıklarınıza katılıyorum. Çocuklarımızın bizim yaşadığımız güzelliklerden bihaber büyüyor olmaları ne acı! Parayla bile satın alamaz olduk bu küçük hazları, işin sağlık tarafı kanimı donduruyor o ayrı. Ve biz sadece izleyebiliyoruz güzelliklerin katledilişini. insanoğlu hakikatten dünya üzerinde bir kanser hücresinden farksız ve yok olmaya mahkum. Velhasılı, üzülüyorum. :((

    0
  7. Elinize, kaleminize saglık cok doğru bir yazı olmuş. Artık maalesef ne tarım ne de hayvancılık ulkesiyiz 🙁 güzelim verimli topraklarımızı hormon cenneti yapıp yurt disından hayvan ithal eden zihniyetlerin vicdanları rahat mı merak ediyorum…

    0
  8. Ne güzel yazmışsın duygularına düşüncelerine %100 katılıyorum. Ağzına sağlık. Ben de yazın kokulu domates alıcam diye dokuz takla atıyorum resmen. Ama nerdee bir de iyi olsun diye dünya para veriyoruz yine de her zaman iyi çıkmıyor. Diğer meyvelerde de durum aynı, kaç kez çilek aldım görünüşüne aldanıp içleri beyaz hem de olgun görünüşüne rağmen ekşi ekşi. Ne olacak bu işin sonu hiç bilmiyorum. Tarım ülkesiyken geldiğimiz hale bak.

    0
    • Aynen canım yaa, çok üzülüyorum bunları düşündükçe. Biz en azından çocukluğumuzda olsun doğal yiyecekler yiyebildik,ya gelecek nesiller?

      0

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*